9 Şubat 2012 Perşembe
...dip...
edepsiz
kar yağıyor,
dipsiz kuytuluklarda
-üşüyor-
kimse-s-siz
çocuklar...
Nihâl Küçükdönmez
09.02.2012 - Perşembe
(B)UÇUK
-üç
Lidya’lıları lanetle
30 Ekim 2011 Pazar
DELÂL
Delâl’lenme’ güzel sevgili
adınla yaşa sev-g-i ve dostlukla…
19 Haziran 2011 Pazar
vahid
kalabalığa karıştım
teklikte yandım yakıldım
insanların arasında yalnızdım
isyan ettim, "neden" dedim
hamdım, yandıkça öğrendim
benlikten düştüm
kelâm ettim
kendimden geçtim
sükût eyledim
piştikçe "Bir" likte
Hiç'likte O'na vardım...
Nihal'K' An'da Düşe/yazı
18/06/2011 Cumartesi
4 Haziran 2011 Cumartesi
den-İZ-siz...
(g)Özün...
ÂŞK
(S)öz'ün tükenişi
An'da Düşe-yazı
Yüreği Yaralım
Kırgın, vurgun
Karaya oturmuş taka gibi durgun
Kimsesiz, çaresiz, solgun…
Kanayan bir şehirde, çağlarken kana kana
yüreğini sarmak ister bir kadın
göremezsin…
Kadının da yoktur senden bir farkı aslında
Yaralı, yorgun, kırgın…
Takati kalmamış kanadı kırık kuş misali
Plasentayla ana rahmine bağlı,
Kalbinde saklı sevgiye tutunmuş cenin gibi…
Kim bilir kaç yüzyıllık yürekler geçti hayatlarınızdan
Dostluklar yitti, Aşk kapıları kilitlendi
Başka şehirlerde, başka kadın erkeklere
yıldızları seyrederek yalnızlığınızın
nihavend makamını söylediniz birlikte
duymadan yüreklerinizin sesini ama hissetiniz…
Hani eski türk filminden kalma replik gibi
“-İnsan bir resme aşık olabilir mi?”
Kadın umudun ötesinde ruhunun bilincinde
yüreğinin götürdüğü yere gitti…
yaralı bir yüreğin kuytusunda aşkla
kâinatı seyretti…
Başka bir kadına vurgunken yüreğin
Saramaz yaralarını hiçbir kadın
(Kabuk bağlasa da kaşıdıkça sen yaralarını
kapanmaz hiçbir yara)
yara üstüne yara açarsın.
oysa dönüp baksan kadındaki rûh’a
yaralarını sarmak için Yaradan’dan
Yâr olur yoluna…
Nihâl Küçükdönmez
05 Mayıs 2011 Perşembe
00.10
YÂR’A…
4 İŞLEM
KAL'BE'!!!
YAR“AD”AN
altındaki cevhere aldanıp, girme kedere
yürekten seven neylesin diyeti
iftar vaktini bile oruç eyler...
canan'a yanmasaydı can
gülüşü âma kalır
Âşk’la dönmezdi Kâinat
düş'lere aldanıpta sanma ki zaman var
akrepleri kovalayan yelkovan
serabın vuslatında kayar
Sev-g-iye pervane olduysa can
Hamdolsun Can'an'ı Yar“ad”an...
İsra(f)il (Mavi)
İsrafil borusuyla
30 Ocak 2011 Pazar
teşekkür
döktüğüm gözyaşlarının kefareti...
ah bilemezsin çocuk ne çok sevmiştim seni...
bilemezsin ilk göz ağrım, dostum
bilemezsin bana nasıl aşk'ın masumiyetini öğrettiğini...
teşekkür ederim...
Nihal Küçükdönmez
30/01/2011 - Pazar
22 Ocak 2011 Cumartesi
dem
dinledikçe
ruhumu
ruhunda
dem'li'yorum...
...
ham
meyva'dan
ısırdıkça,
yanış
çatlak
aynayı
pişirir.
Aşk
ile
ruhlar
"bir"leşir...
Nihal"K"
20.01.2011 Perşembe
11:20
10 Ocak 2011 Pazartesi
AŞK ŞARABI
8 Ocak 2011 Cumartesi
Yaş-lı Çocuk
yaşlı bir çocuğum ben
Nihal KÜÇÜKDÖNMEZ
22 Aralık 2010 Çarşamba
Yaş-lı Çocuk
Burcu ALP ÖZTÜRK'e
Yaşlı bir çocuğum ben
büyüyemedim
hayata karşı
zaman neyi değiştirir ki kardeş
yüreğimin gizinde bulursun
ancak beni
elbet istersen…
Herkese açılmaz dehliz denizlerim
öyle bir coğrafya ki
sabır ister keşfi.
bazen çıkmaz bir labirentte
bulursun kendini
dolanır dolanır aynı noktaya gelirsin
oysa geçtiğin yollarda
bembeyaz kırçiçekleri serilir ayaklarına
görebilirsen tabi…
bakmakla görmek arasındaki fark bu
bakmakta değil
keramet
görebilmekte dehlizi.
Paramparça yüreğimdeki
küçücük
umut ışığı
sımsıcak sarmalar hayatı sevice
dost ki boşa sarf edilecek
sözcük değil
paylaşılmadan yaşamlar
çabalamadan, ırak çorak çöller
aşılmaz
sınırsız okyanusa varılmaz
istersen,
görürsen, yaşarsan
tarihi kalıntılarımdaki çorak coğrafyalarımın
ardındaki sınırsız maviliğe ulaşırsın…
Sonrası bize kalmış!
Asıl
“biz” olabilmekte hayat
paylaşabilmekte solukları güvence
bir
kadeh beyaz şarabın sunduğu keyifte
hüzünlü bir anı’nın bulduğu omuzda
varabilmektir keşf-i diyara…
Kurulan her tümce
yapıtaşlarımızın temelidir.
düşünülerek
oluşturulmalı simetri
milimetrik ölçümlerle kurulu piramitlerin
kimyasını bilemem ama
edebi eserlere ilham kaynağı olmuş
bir
muammadır hala
gizemli bir coğrafya
keşfedildikçe yeni
keşiflere gebe…
yaşlı bir çocuğum ben
büyüyemedim hayata karşı
oysa iç denizlerim öyle kocaman ki
inebilirsen derinlerine
yağmurların ardındaki toprak kokusu
yayılır bedenine
küçücük bir papatya tohumu filizlenir
soluğunla
yetiştirirsin
ve zamanla hayata karşı da büyümüş (?)
yaşı olmayan
yüreğime ekersin…
Sonrası sana kalmış!
Nihal Küçükdönmez
30.09.2005 / Cuma
