13 Eylül 2012 Perşembe

şiirce

unutmak insan kusuru
b'akarsa içine hatırlatır ruhu

Sözün matem olduğu sürece
ruhum (g)özüne yanacak şiirce


Nihâl - Özlem- Küçükdönmez
09.09.2012- Pazar
23.55

b'Aşka ç'Ağlayarak

Nerdesin ey yar
bir ses ver dehlizinden
ruhun duysun sevgimi
sesine hasretim nicedir
(g)özünde yandıkça
sen yarine kandıkça
kül eyledim.

Sevdiğine varıp
huzurla dolduğunu bilsem
yıkardım hayali kalelerimi
yakardım tüm sözleri
ancak bilirim
ne sen tutunabilirsin sevdiğine
ne ben sana...

uçurum yüklü sevdalarda
aynı duygularla
sen ona, ben sana
düşeriz yardan b'aşka ç'ağlayarak.

Şimdi ne diyeyim ben sana
harfler bıçak sırtı kelimelerle
dilimi keser;
Ne gel diyebilirim, ne değmez yanma
Ben yanarken sana;
ne gel dersin, ne de benim için yanma
bu saatten sonra ne desen boş zaten.

bilirim ki ayrı g'örülse de yollarımız
Hakkın huzurunda Bir'dir Fıtrat
Ruhumuz tanıştığı gibi ahirette
buluşur elbet yeniden mahşerde

Dünyadaki kad-e-rine de
EyvAllah!

Nihâl -Özlem- Küçükdönmez
09.09.2012 - Pazar
16.00

Şükür

Şükürler olsun ki sevebiliyorum
ve sevdiğim beni sevmese de
sevmesini biliyor!...

Nihal -Özlem- Küçükdönmez
29.08.2012 - Çarşamba
02.15

7 Eylül 2012 Cuma

Ta'nı'şma

Songül Erol'a

Bazen yeniden başlamak gerekir hayata
tozlarından arınmak
derin bir nefes çekmek yüreğine...

Kardeş türküleri yakalım gel seninle,
oyunlar oynayalım,
biraz saklambaç biraz körebe,
mutlak bulalım kendimizdeki bizi.
Evcilikler kuralım ruhumuza yol alan,
bana uğra umudun kapısından
fal bahane, 40 yıllık hatır olsun kahvede
ne kadar çok içersek o kadar pekişsin
Dostluğumuzun kökleri.

Masmavi gökyüzünü izleyelim,
yemyeşil çimenlere uzanarak
Omzumda uyu huzurla...

Gözyaşlarımız akacak olursa eğer ansızın
düşmeden tutalım bizi, usulca akarken yaşlar.
mutlu olamasak da her zaman,
umudu yitirmeyelim.
sıkıca sarılalım hayata,
hüzünlerden büyümeyi öğrenelim
ama hep çocuk kalsın bir yanımız, salt
Dostluğumuzu büyütelim.

Bir nehrin yanı başında
duvarların kumdan kalelerini yıkıp
içten sevgiler doğuralım seninle...

Kimsesiz çocukluğa inat
inançlı, dürüst çocuklar yetiştirelim.
sokaktaki köpekle oynarken sen,
yolumuzu saran ağaçlara sarılayım ben
çiçekler koklayalım rengârenk içimize işleyen
insanlığa anlam katabilmek,
insan'a can verebilmek için
gece gündüz Âşk ile çalışalım birlikte
Dostluğumuzun hikmetiyle.

Var mısın benimle (yeniden) ta'nı'şmaya
Kâinatın tesbihatını
Dostlukla çekelim Hak yolunda...

Nihâl -Özlem- Küçükdönmez
04.09.2012 - Salı
23.23

ÖLÜM Ç/AĞI

Ne çok
ölümüm var benim!

Her gidenle birlikte
bir parçamı gömdüm.
Cen'azen'in uykusunda
kordon kopar.

Ağıt düşer toprağa,
filiz verir yonca,
kadersiz ruhlarda.

Anıları kalır usulca,
kalbi parçalayıp,
ölüm ç/ağı ören yarada...

Nihâl -Özlem- Küçükdönmez
04.09.2012 - Salı
15.40

1 Eylül 2012 Cumartesi

Hamd

Suskunluğun ölümden beter bir yazgı gibi
ben de sustum artık, iç'im' ç/ağlasa da
sûkût eyledi kalbim, Rabbimden sabır diledim
Nefesim kesiliyor seni düşündükçe
-ki her an zihnimdesin, sigaranın dumanını
çekiyorum ciğerlerime, sonsuzluğu çeker gibi
sonsuzlukta seni ruhuma katmak için...

Odalara kapattım kendimi, kimsesiz, sessiz
odalar, iç cephelerimde durmaksızın çarpışır
imgeler bir anlam arar yokluğuna, hiç'liğe
yazgımdır bu benim kaderin cilvesi,
-ki kader dediğim de kendi seçimimdir
çaresizlikte imanımın sınanması gibi
yokluğunla artan inancımsın şimdi...

iki satır oldu öldürdü sözlerin
celladım oldun vardım Yaradana, teşekkür ederim
(g)özünden bilip sûre'ti'ni, ruhunu okumak istedim
yokluktaki varlığını tanımadan vurgun yedim
-ki er-i-dim yanarak varlığındaki yoklukta
Hakk'ın kudretiyle Âşk ile semah ederek Kâinat da
İnancımdan imana vardıran Allah'a hamd ederim...

Nihâl- Özlem- Küçükdönmez
01.09.2012 - Cumartesi
23.30

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Âşk-ı Dost

Songül Erol'a

ruhum sus artık (ç)ağlama
herkes kendi yolunda varacak
Hak Birliğinde Allah'a
ayrılık bu dünyada
tanıştığın gibi, buluşursun elbet
mahşer-i ahrette
sen uyan da anla
son-ucu-nu sebebin
Dostluktan âşk'a
Âşk'tan dostluğa uzanan...

Nihâl -Özlem- Küçükdönmez
27.08.2012 – Pzt.
01.24

26 Ağustos 2012 Pazar

Hûdâ

Tedbîrini terkeyle takdir Hûdâ'nındır...
Şeyh Galib


Allah Âşkına sus ol iç'im'
Daral-t-ma kalbî
Nefes-î taakâtim kesildi

Kamer doğar iken göğe
Şems yükselir (b)aşka
Diyâr-ı gök-kubbe de

Aldanma gönlüm sönüşüne
Yarın elbet yükselecektir
Umut şafak sökümünde

Dermansız hû çekse de
Kor olmuş ciğer-i pâre
Yar'ad'ana sarıl sen yine

(G)ör hüzn-ü şahaneyi
İç'in'de çalan sonat'ın nidası ile
Keyf-i alâ da şimdi meşk eyle

Der ki din ile inanç hâlî
Yoktur bu yolun gerisi
Îmdi yan ruhum Hak cehennemî

Geçmeyen Cehennemden ne bilsin Cenneti,
Asıl pişeceksin Araf'ın Sıratın da
Adımına dikkat et düş'c'eksin

Kul ol da eri mum gibi
Hakka doğru yürüsün rûh
Allah hûda'sında sus ol da öl gayri...

Nihâl -Özlem-
26.08.2012 - Pazar
20.30

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Sevgili'pirî'm

Sen ki kalbine kilitler vurmuş adam,
çok iyi bilirsin aşkın geçkinliğini
deli divane olmuş yürürsün
çöle düşmüş bir âmâ gibi
yanarsın mecnun olup
asırlardır leylasını arayan,
züleyhayı görmez gözün
oysa gün gelecek döneceksin O'na...

Mecnun da sen, Yusuf da
Leyla da, Züleyha da
(g)özünden okudum sûre'ti'ni
Yarim b/akışında buldum seni
sus olmuş dilin, kalbimi sus eyledi
Sanır mısın ki sanadır kıyametim
cehennem olmuş yüreğinde
g/ördüm cenneti...

ah etme ruhum, (s)özüm birdir
yüz çevirme iç'in'e, Hak seninledir
acılardan yıkansın yüreğin sevgili'pirî'm
Şems doğsun kalbine, koş Mevla-na-ya
boynum kıldan incedir Ya Rabbim
yağışım senden içeridir sevdiğim
Sana duyduğum ÂŞK
Allah'ın Birliğidir!...

Nihâl Özlem
24.08.2012 - Cuma
22.40

23 Ağustos 2012 Perşembe

benim çok büyük bir Allah'ım var bilemezsiniz!...

İstediğiniz kadar gelin üstüme
ah bile etmem artık size
sizler ki kendi canınızı sevmediniz
yaşayın şimdi bir ölüyle,
ölü sayın bizleri de,
yürüyün üstüme üstüme öldürün beni
doğrayın etlerimi, parçalayın hücrelerimi
cinnetiniz yayılıyor ruhuma, cinnetinizdeyim
böğürün istediğiniz kadar, küfür edin
bakmayın bağırdığıma, sessizliğin dibindeyim
karanlığın seyrinde, hüzün dediğiniz nedir ki
acı yok, hüzün kayıp, umut, huzur yerle bir
tek lokma yemeden günlerdir tok içim
düştükçe kelimeler antidepresan almış gibi
sarılırım kendime ağlarım için için
görmezden gelin, yok edin şimdi beni
vurun, kahredin işkenceniz biçim biçim
kabulümdür gelecek her türlü belanız sizin
size dönüştüm artık, çürümüş bir ölüyüm şimdi
artık ne yaparsanız yapın,ben bittim, bir hiçim
vasiyetimdir usulünce toprak örtün üstüme
kefen de istemem, geldiğim gibi gideyim
bir avuç gübre, biraz papatya, birkaç kır çiçeği
bırakın beni Yarimle başbaşa, sûkûta ereyim...

Nihâl Özlem
23.08.2012 - Perşembe
13.50

Esrar-ı Şarap

"Ahvâlimi yazdım, bütün evrâk-ı dilimde
Destindeki mecmua-yı nâçârı unutma..."
(Hallerimi yazdım, bütün gönül yapraklarına,
Elindeki beni anlatan o yazıyı unutma...) "
ESRAR DEDE


dün gece sırf unutabilmek için her şeyi
-yani seni-
şarap içtim kesmedi, esrarına ortak oldum
-içime çektim seni-

içimi yakan dumanında ruhum unutmasa da
aklım unutur sandım, nasıl da yanıldım
daha bir aydım; ah şu otokontrolüm yok mu benim
Allah'ım affet dedikçe düştün aklıma
tuhaf, ne bir gözyaşı ne biraz kahkaha
bomboştu iç'im',
genişledikçe kalbim
-ruhuma sardım seni-

içtim
         çektim
                      içtim...

İçtikçe ben,
çektikçe her bir nefes esrarından
sarhoş olup, sır olacağıma
yandıkça har oldum
uyandım, harap oldum
öldüm öldüm yaşadım
kendimden geçemedim
bir an'ı unutabilseydim bari
çektikçe kendime geldim
anladım bitmez bu sevi
-ruhum Yaradan Aşkına sevdi seni-

sen (g)özünü sakın benden
artık bu aşka
ne (g)öz gerekir, ne (s)öz
-esrarını çektim yüreğime
şarap gibi içtim seni-


Nihâl -Özlem- Küçükdönmez
23.08.2012 Perşembe
02.45

Dem

Songül Erol'a

Fırtına sarıyor ruhları, kasırga kopuyor,
kan gölü her yanımız, paramparça
acının çığlığı sessizce vuruyor bir kadını
dilini kesmiş kör bir bıçak gibi
gözleri çığlık çığlığa.

Bitmez gecelerin en kuytu karasında
ay düşer gecenin gölgesine
yakamoz vurur kendini, denizin gözünde
sinsi bir kanser gibi yayılır Aşk,
kıymık kıymık böler hücrelerimizi.

Zaman korkunç bir şeytan şimdi
acımasızca sokan yılanın zehri gibi
yayılır damarlarımıza, geçmek bilmez
Aşk acısı siner canımıza, kokusu hicran
ölelim, ölümden doğalım Aşk'la yeniden.

Dostum, dinmez bir sancı bu
yardan armağan yaralarımız
yoktur bize bizden b'aşka düşen
demdir bu, ol vuslat Allah ile coşalım
kan-at-ma yüreği, yaralı kalbime sarıl.

İlahi kelimelerin notaya izdüşümü gibi
sema eder dünya, haydi kalk eşlik edelim
düşe kalka, döne dolana Aşk ile yıkansın ruhlar
elbet duyacaktır bizi kâinat'ın sonsuz sûre't'leri
Yaralı kalplerimize yar olsun Yaradan!

Nihâl -Özlem- Küçükdönmez
21.08.2012 - Salı
01.15

Âşkım, ÂŞK olsun aşkınıza

(G)özümü kapatıyorum
Ve unutuyorum sözü
Sevgi dediğin nedir ki
Sevdiğim; ötesi sonsuz, dilsiz
özün birliğinde sevdim seni...

Suskunluğuna yıldızlar yağsın
biri kayarken tut, bilmesen de
ruhumun akışıdır ruhuna
sen sevdiğini tut dilek olarak içinden
dileğin olur, sevdiğin için dua ederim ben...

Allah'ım korusun, kutsasın sizi
bir eylesin, hiç ayırmasın yüreğinizi
huzura varsın kalbiniz, gönlünüz şen
küçük melekler şahidiniz olsun aşka,
gözyaşınız olur, yanarım har da...

Karanlık sessizliğin ortasında
alışmaya çalışıyorum acının kuytusuna
sürükleniyorum her geçen an biraz daha dibe
ah bitmez bir yanış bu, şükürler olsun Yaradana
Âşkım, ÂŞK olsun aşkınıza!...

Nihâl -Özlem- Küçükdönmez
20.08.2012 - Pazartesi
20.25

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Son-at -II-

Şarkılara ve şiirlere sığınıyorum şimdi
yazdıklarımı siktir et, görmezden gel
o şiir diye yazdıklarım var ya
beş para etmez, iç'im'e tüküreyim ben...

bana o sözcükleri yazdıran sesi kusturayım
midem kaldırmıyor artık (s)özleri
lanetler okunsun açıklığıma,iç'ten'liğe
liğme liğme olsun mektubum yüreğim gibi...

hücrelerim atomlarına ayrıldı,
sıçayım ben böyle hayatın içine
ağzıma gelen tüm küfürleri savurayım
gelmişime - geçmişime, geleceğime...

bitsin artık traji-komik yaş-am
sussun artık bu son-at, kesilsin ferman
gücüm kalmadı duy ey efendi kainat
evrensel yasa tutanağından silinsin adım!

Nihâl - Özlem- Küçükdönmez
19.08.2012 - Pazar
04.00

Son-at

Yandım, kül oldum.
yeniden doğmak için değil,
ölümü her geçen gün
yeniden doğurmak için.


Artık sözlerin anlamı yok,
çöpe atabilirsin hepsini
geri dönüşü olmayan
bir yola saptı yüreğim.

Susmaların anlatmaya devam etsin!
Bıçak gibi düşlerimi kessin.
Yaşar mı sanırsın beni,
yüzyıllık son-at bitti, dün öleli.

Tanrı şahidimdir ki, ruhum
yar'dan düştükçe, seni yar bildi.
Aklım almasa da bu sevi'yi,
kalbim dermansız bir sızıyla yağar şimdi...

Nihâl - Özlem- Küçükdönmez
18.08.2012 - Cumartesi
19.25

Eşik

Yaşamak umrumda değil, Ruhum vurgun yedi,
bir akşam üstü seyrederken sensizliği
ah gönül sus artık, bitsin bu ağıtsal ezgi
bizden b'aşka düşmez kimse ç/ağlayan nehri
şimdi çırpınmanın anlamı yok boğulma vakti...

Kalbim çarpma dur, bitsin yaş-am çilesi
bu kahır bitecek gibi değil, yazgımız ezelden belli
biter mi sanırsınız eskisi gibi, hangi acı geçti ki?
durmaksızın yağalım, yıkayalım geçmişin izlerini
sığınalım kim/se's'sizliğimize; yalnızlığımızın en kuytu eşiği...

Sus ruhum sakın söz söyleme, anlatma kendini
hem anlatsan neye yarar, duyan yok sesini
sen ki tüm iç'tenliğinle aç'tın' iç'in'i
k'ulak sağır, (g)öz kilitli, ne bilsinler sevgini
Yaradan Âşkına sevdik, Allah şahidimizdir ki!...

Nihâl - Özlem- Küçükdönmez
17.08.2012 - Cuma
00.40

İnti'har' İniltisi

Susmuyor iç'im'in sesi
bitmiyor kaderimin cilvesi
ruhumdan kopan bir İnti'har' İniltisi
Yarabbim değişmeyecekse bu yazgı çilesi
ben sana varmadan gel canımı al,
bitsin bu dünya işkencesi...

İnti'har' yüklemli uçurumlardayım şimdi
öznelerim belirsiz, (g)özüm kilitli
huzurum yok, ne barkım var ne evim
ne başımı omzuna yaslayacağım er'im
sitemim yok böyleymiş kaderim
lakin takatim de yok, bitsin serüvenim...

Silaha bulandırmayın beni
beynim kaldırmaz metali
ilacın hayrı yok, geçmişimden bilirim
ne kendimi asabilir ne de kesebilirim
tek korkum şu camdan aşağıya bırakmak kendimi
ben sana varmadan, sen gel Yarabbim...

Nihal - Özlem- Küçükdönmez
15.08.2012 / Çrş.
00.20

KADR'im'

"Allah'a giden tek yol Aşk'tır..."
Peyami Safa


(g)özyaşlarım akıyor bak şimdi
sebebini bilemediğim bir ateş yanıyor
ruhum kanıyor, kalbim acıyor
Allahım küle çevir beni, üşüyorum.

Yarim sussun artık kelimeler dayanamıyorum
sen susup, ben yazdıkça kanıyorum
sen yazsan ayrı bir dert, kahroluyorum
Haktan bu yazı ne yapsam silemiyorum.

Sus ruhum, sus gönlüm, sus ey kainat
deli divane eyledim sönmedi iç'im'in seli
canım çok yanıyor anlatamıyor, anlamıyor,
Rabbim kör oldu uyandır benliği, katlanamıyorum.

İnan, inan Aşkım hiç bilemedim sebebini
çok acıdı canım her kelam da soramadım niyetini
vardır dedim Hakkın bir bildiği, Allah şahidimdir ki
bir tek (g)özünden ruhunu okumak istedim.

Kendini çok gördün bana, be hey Allah'ın kulu
sen çok görsen de şu canı, yok saysan da
Yaradandan ötürü yar olmuşum hayata
Yaralarıma yara olsan da, can olsun canım canına.

Yanarken buz keser mi insan, bu nasıl bir iştir bulamadım
tanımadan sevi nedir dersin işitirim, Allah'ı gördün de mi sevdin
beklentim yok bir tek tanımak istedim, ruhundan (g)özlerini
şu mübarek gecede tek dileğim, Allah'ım sevdiğine kavuştursun seni...

Nihal - Özlem- Küçükdönmez
14.08.2012 Salı
22.30

12 Ağustos 2012 Pazar

(b)Elli


Suskunluğundan belli hiçbir an kavuşmayacak
ruhumdan akan dilsiz şarkılarım sana
çığlıklar atsam da boşuna, anlamayacaksın 
anlatamayacağım hiç bir zaman içimdeki fırtınayı
kasırgalar kopsa, deprem olsa, yer yarılsa nafile
araf'ta kaldık hadi çıkalım diye haykırsam da boşuna
şu gök-kubbe altında başımıza taş yağsa sıradan
ne kadar gel cehennemleri yıkalım desem de (b)Elli
Yarim, görmezden gelsen de şu yüreği bak sanadır 
bunca emek, bunca yakarış yürekten gelen
bu da sana armağanım olsun, ellinci hüzünlü şiir benden...

Nihâl- Özlem- Küçükdönmez
12.08.2012 - Pazar 
21.30

Hak Kapısı

İki kelimeyle çok uzun bir şiir yazmak istiyorum bu akşam
biraz benliği, biraz yüreği, çokça ruhumu anlatan
sana olan sevgimi, seni bilmeden hislerimi yansıtan
benliğin acıyla kıvranırken çaresizliğe sürgün oluşumu,
yüreğinin her yanışında kalbimin sıkışmasını,
ruhumdan ruhunu okuyuşumu...

Bilemezsin bu nasıl bir aşk-ı kıyam'ettir
liğme liğme olur her yerin, kavrulursun
seni düşünmek karanlık bir kuyuda ışık aramak gibidir
hani bir çöle düşmüşsün de sürekli suya varacak gibi
tuhaf bir arayış, bekleyiş içinde debelenir durursun
oysa geceler şahittir bir başınalığa ve senin vurdum duymazlığın...


Hiç bitmeyen bir şiir yazmak istiyorum sana
nasıl anlatılır bilmiyorum ki iç'im'in halleri
Hak'tan gelen (s)özcüklerin kifayetsiz kaderi
O yaz dediği An'da elim düşer mürekkebe
boğulur kalırım bir divit ucundaki kelimelerde
Yarim yeter ki anla, senden öte bu (y)anış...

(S)özüm birdir, ne gelir elden kaderine razı benliğim
tek dileğim bir gün (g)özünü seyreylemek,
vardır elbet Tanrı'mın bir bildiği, sana bu sözlerle seslenerek
yalvarırım yıkma kendini, kilitler vurma ruhuna, dayanmaz yürek
sen ki ruhu güzel melek, kan-a-maktan vazgeç artık şeytanlara
kanatma bu canı da, Allah bir kapı açacaktır ruhumuza!...


Nihâl - Özlem- Küçükdönmez
12.08.2012 - Pazar
19.30

Yaş-lı Çocuk

Burcu ALP ÖZTÜRK'e

Yaşlı bir çocuğum ben

büyüyemedim

hayata karşı

zaman neyi değiştirir ki kardeş

yüreğimin gizinde bulursun

ancak beni

elbet istersen…



Herkese açılmaz dehliz denizlerim

öyle bir coğrafya ki

sabır ister keşfi.

bazen çıkmaz bir labirentte

bulursun kendini

dolanır dolanır aynı noktaya gelirsin

oysa geçtiğin yollarda


bembeyaz kırçiçekleri serilir ayaklarına

görebilirsen tabi…

bakmakla görmek arasındaki fark bu

bakmakta değil

keramet

görebilmekte dehlizi.



Paramparça yüreğimdeki

küçücük

umut ışığı

sımsıcak sarmalar hayatı sevice

dost ki boşa sarf edilecek

sözcük değil

paylaşılmadan yaşamlar

çabalamadan, ırak çorak çöller

aşılmaz


sınırsız okyanusa varılmaz

istersen,

görürsen, yaşarsan

tarihi kalıntılarımdaki çorak coğrafyalarımın

ardındaki sınırsız maviliğe ulaşırsın…

Sonrası bize kalmış!



Asıl

“biz” olabilmekte hayat


paylaşabilmekte solukları güvence

bir

kadeh beyaz şarabın sunduğu keyifte

hüzünlü bir anı’nın bulduğu omuzda


varabilmektir keşf-i diyara…



Kurulan her tümce

yapıtaşlarımızın temelidir.

düşünülerek

oluşturulmalı simetri

milimetrik ölçümlerle kurulu piramitlerin

kimyasını bilemem ama

edebi eserlere ilham kaynağı olmuş

bir

muammadır hala


gizemli bir coğrafya

keşfedildikçe yeni

keşiflere gebe…



yaşlı bir çocuğum ben

büyüyemedim hayata karşı

oysa iç denizlerim öyle kocaman ki

inebilirsen derinlerine


yağmurların ardındaki toprak kokusu

yayılır bedenine

küçücük bir papatya tohumu filizlenir

soluğunla

yetiştirirsin

ve zamanla hayata karşı da büyümüş (?)

yaşı olmayan

yüreğime ekersin…



Sonrası sana kalmış!



Nihal Küçükdönmez

30.09.2005 / Cuma