27 Ağustos 2012 Pazartesi
Âşk-ı Dost
ruhum sus artık (ç)ağlama
herkes kendi yolunda varacak
Hak Birliğinde Allah'a
ayrılık bu dünyada
tanıştığın gibi, buluşursun elbet
mahşer-i ahrette
sen uyan da anla
son-ucu-nu sebebin
Dostluktan âşk'a
Âşk'tan dostluğa uzanan...
Nihâl -Özlem- Küçükdönmez
27.08.2012 – Pzt.
01.24
26 Ağustos 2012 Pazar
Hûdâ
Şeyh Galib
Allah Âşkına sus ol iç'im'
Daral-t-ma kalbî
Nefes-î taakâtim kesildi
Kamer doğar iken göğe
Şems yükselir (b)aşka
Diyâr-ı gök-kubbe de
Aldanma gönlüm sönüşüne
Yarın elbet yükselecektir
Umut şafak sökümünde
Dermansız hû çekse de
Kor olmuş ciğer-i pâre
Yar'ad'ana sarıl sen yine
(G)ör hüzn-ü şahaneyi
İç'in'de çalan sonat'ın nidası ile
Keyf-i alâ da şimdi meşk eyle
Der ki din ile inanç hâlî
Yoktur bu yolun gerisi
Îmdi yan ruhum Hak cehennemî
Geçmeyen Cehennemden ne bilsin Cenneti,
Asıl pişeceksin Araf'ın Sıratın da
Adımına dikkat et düş'c'eksin
Kul ol da eri mum gibi
Hakka doğru yürüsün rûh
Allah hûda'sında sus ol da öl gayri...
Nihâl -Özlem-
26.08.2012 - Pazar
20.30
25 Ağustos 2012 Cumartesi
Sevgili'pirî'm
çok iyi bilirsin aşkın geçkinliğini
deli divane olmuş yürürsün
çöle düşmüş bir âmâ gibi
yanarsın mecnun olup
asırlardır leylasını arayan,
züleyhayı görmez gözün
oysa gün gelecek döneceksin O'na...
Mecnun da sen, Yusuf da
Leyla da, Züleyha da
(g)özünden okudum sûre'ti'ni
Yarim b/akışında buldum seni
sus olmuş dilin, kalbimi sus eyledi
Sanır mısın ki sanadır kıyametim
cehennem olmuş yüreğinde
g/ördüm cenneti...
ah etme ruhum, (s)özüm birdir
yüz çevirme iç'in'e, Hak seninledir
acılardan yıkansın yüreğin sevgili'pirî'm
Şems doğsun kalbine, koş Mevla-na-ya
boynum kıldan incedir Ya Rabbim
yağışım senden içeridir sevdiğim
Sana duyduğum ÂŞK
Allah'ın Birliğidir!...
Nihâl Özlem
24.08.2012 - Cuma
22.40
23 Ağustos 2012 Perşembe
benim çok büyük bir Allah'ım var bilemezsiniz!...
ah bile etmem artık size
sizler ki kendi canınızı sevmediniz
yaşayın şimdi bir ölüyle,
ölü sayın bizleri de,
yürüyün üstüme üstüme öldürün beni
doğrayın etlerimi, parçalayın hücrelerimi
cinnetiniz yayılıyor ruhuma, cinnetinizdeyim
böğürün istediğiniz kadar, küfür edin
bakmayın bağırdığıma, sessizliğin dibindeyim
karanlığın seyrinde, hüzün dediğiniz nedir ki
acı yok, hüzün kayıp, umut, huzur yerle bir
tek lokma yemeden günlerdir tok içim
düştükçe kelimeler antidepresan almış gibi
sarılırım kendime ağlarım için için
görmezden gelin, yok edin şimdi beni
vurun, kahredin işkenceniz biçim biçim
kabulümdür gelecek her türlü belanız sizin
size dönüştüm artık, çürümüş bir ölüyüm şimdi
artık ne yaparsanız yapın,ben bittim, bir hiçim
vasiyetimdir usulünce toprak örtün üstüme
kefen de istemem, geldiğim gibi gideyim
bir avuç gübre, biraz papatya, birkaç kır çiçeği
bırakın beni Yarimle başbaşa, sûkûta ereyim...
Nihâl Özlem
23.08.2012 - Perşembe
13.50
Esrar-ı Şarap
Destindeki mecmua-yı nâçârı unutma..."
(Hallerimi yazdım, bütün gönül yapraklarına,
Elindeki beni anlatan o yazıyı unutma...) "
ESRAR DEDE
-yani seni-
şarap içtim kesmedi, esrarına ortak oldum
-içime çektim seni-
içimi yakan dumanında ruhum unutmasa da
aklım unutur sandım, nasıl da yanıldım
daha bir aydım; ah şu otokontrolüm yok mu benim
Allah'ım affet dedikçe düştün aklıma
tuhaf, ne bir gözyaşı ne biraz kahkaha
bomboştu iç'im',
genişledikçe kalbim
-ruhuma sardım seni-
içtim
çektim
içtim...
İçtikçe ben,
çektikçe her bir nefes esrarından
sarhoş olup, sır olacağıma
yandıkça har oldum
uyandım, harap oldum
öldüm öldüm yaşadım
kendimden geçemedim
bir an'ı unutabilseydim bari
çektikçe kendime geldim
anladım bitmez bu sevi
-ruhum Yaradan Aşkına sevdi seni-
sen (g)özünü sakın benden
artık bu aşka
ne (g)öz gerekir, ne (s)öz
-esrarını çektim yüreğime
şarap gibi içtim seni-
23.08.2012 Perşembe
02.45
Dem
Fırtına sarıyor ruhları, kasırga kopuyor,
kan gölü her yanımız, paramparça
dilini kesmiş kör bir bıçak gibi
gözleri çığlık çığlığa.
Bitmez gecelerin en kuytu karasında
ay düşer gecenin gölgesine
yakamoz vurur kendini, denizin gözünde
sinsi bir kanser gibi yayılır Aşk,
kıymık kıymık böler hücrelerimizi.
Zaman korkunç bir şeytan şimdi
acımasızca sokan yılanın zehri gibi
yayılır damarlarımıza, geçmek bilmez
Aşk acısı siner canımıza, kokusu hicran
ölelim, ölümden doğalım Aşk'la yeniden.
Dostum, dinmez bir sancı bu
yardan armağan yaralarımız
yoktur bize bizden b'aşka düşen
demdir bu, ol vuslat Allah ile coşalım
kan-at-ma yüreği, yaralı kalbime sarıl.
İlahi kelimelerin notaya izdüşümü gibi
sema eder dünya, haydi kalk eşlik edelim
düşe kalka, döne dolana Aşk ile yıkansın ruhlar
elbet duyacaktır bizi kâinat'ın sonsuz sûre't'leri
Yaralı kalplerimize yar olsun Yaradan!
Nihâl -Özlem- Küçükdönmez
21.08.2012 - Salı
01.15
Âşkım, ÂŞK olsun aşkınıza
Ve unutuyorum sözü
Sevgi dediğin nedir ki
Sevdiğim; ötesi sonsuz, dilsiz
özün birliğinde sevdim seni...
Suskunluğuna yıldızlar yağsın
biri kayarken tut, bilmesen de
ruhumun akışıdır ruhuna
sen sevdiğini tut dilek olarak içinden
dileğin olur, sevdiğin için dua ederim ben...
Allah'ım korusun, kutsasın sizi
bir eylesin, hiç ayırmasın yüreğinizi
huzura varsın kalbiniz, gönlünüz şen
küçük melekler şahidiniz olsun aşka,
gözyaşınız olur, yanarım har da...
Karanlık sessizliğin ortasında
alışmaya çalışıyorum acının kuytusuna
sürükleniyorum her geçen an biraz daha dibe
ah bitmez bir yanış bu, şükürler olsun Yaradana
Âşkım, ÂŞK olsun aşkınıza!...
Nihâl -Özlem- Küçükdönmez
20.08.2012 - Pazartesi
20.25
18 Ağustos 2012 Cumartesi
Son-at -II-
yazdıklarımı siktir et, görmezden gel
o şiir diye yazdıklarım var ya
beş para etmez, iç'im'e tüküreyim ben...
bana o sözcükleri yazdıran sesi kusturayım
midem kaldırmıyor artık (s)özleri
lanetler okunsun açıklığıma,iç'ten'liğe
liğme liğme olsun mektubum yüreğim gibi...
hücrelerim atomlarına ayrıldı,
sıçayım ben böyle hayatın içine
ağzıma gelen tüm küfürleri savurayım
gelmişime - geçmişime, geleceğime...
bitsin artık traji-komik yaş-am
sussun artık bu son-at, kesilsin ferman
gücüm kalmadı duy ey efendi kainat
evrensel yasa tutanağından silinsin adım!
Nihâl - Özlem- Küçükdönmez
19.08.2012 - Pazar
04.00
Son-at
yeniden doğmak için değil,
ölümü her geçen gün
yeniden doğurmak için.
çöpe atabilirsin hepsini
geri dönüşü olmayan
bir yola saptı yüreğim.
Susmaların anlatmaya devam etsin!
Bıçak gibi düşlerimi kessin.
Yaşar mı sanırsın beni,
yüzyıllık son-at bitti, dün öleli.
Tanrı şahidimdir ki, ruhum
yar'dan düştükçe, seni yar bildi.
Aklım almasa da bu sevi'yi,
kalbim dermansız bir sızıyla yağar şimdi...
Nihâl - Özlem- Küçükdönmez
18.08.2012 - Cumartesi
19.25
Eşik
bir akşam üstü seyrederken sensizliği
ah gönül sus artık, bitsin bu ağıtsal ezgi
bizden b'aşka düşmez kimse ç/ağlayan nehri
şimdi çırpınmanın anlamı yok boğulma vakti...
Kalbim çarpma dur, bitsin yaş-am çilesi
bu kahır bitecek gibi değil, yazgımız ezelden belli
biter mi sanırsınız eskisi gibi, hangi acı geçti ki?
durmaksızın yağalım, yıkayalım geçmişin izlerini
sığınalım kim/se's'sizliğimize; yalnızlığımızın en kuytu eşiği...
Sus ruhum sakın söz söyleme, anlatma kendini
hem anlatsan neye yarar, duyan yok sesini
sen ki tüm iç'tenliğinle aç'tın' iç'in'i
k'ulak sağır, (g)öz kilitli, ne bilsinler sevgini
Yaradan Âşkına sevdik, Allah şahidimizdir ki!...
Nihâl - Özlem- Küçükdönmez
17.08.2012 - Cuma
00.40
İnti'har' İniltisi
bitmiyor kaderimin cilvesi
ruhumdan kopan bir İnti'har' İniltisi
Yarabbim değişmeyecekse bu yazgı çilesi
ben sana varmadan gel canımı al,
bitsin bu dünya işkencesi...
İnti'har' yüklemli uçurumlardayım şimdi
öznelerim belirsiz, (g)özüm kilitli
huzurum yok, ne barkım var ne evim
ne başımı omzuna yaslayacağım er'im
sitemim yok böyleymiş kaderim
lakin takatim de yok, bitsin serüvenim...
Silaha bulandırmayın beni
beynim kaldırmaz metali
ilacın hayrı yok, geçmişimden bilirim
ne kendimi asabilir ne de kesebilirim
tek korkum şu camdan aşağıya bırakmak kendimi
ben sana varmadan, sen gel Yarabbim...
Nihal - Özlem- Küçükdönmez
15.08.2012 / Çrş.
00.20
KADR'im'
Peyami Safa
(g)özyaşlarım akıyor bak şimdi
sebebini bilemediğim bir ateş yanıyor
ruhum kanıyor, kalbim acıyor
Allahım küle çevir beni, üşüyorum.
Yarim sussun artık kelimeler dayanamıyorum
sen susup, ben yazdıkça kanıyorum
sen yazsan ayrı bir dert, kahroluyorum
Haktan bu yazı ne yapsam silemiyorum.
Sus ruhum, sus gönlüm, sus ey kainat
deli divane eyledim sönmedi iç'im'in seli
canım çok yanıyor anlatamıyor, anlamıyor,
Rabbim kör oldu uyandır benliği, katlanamıyorum.
İnan, inan Aşkım hiç bilemedim sebebini
çok acıdı canım her kelam da soramadım niyetini
vardır dedim Hakkın bir bildiği, Allah şahidimdir ki
bir tek (g)özünden ruhunu okumak istedim.
Kendini çok gördün bana, be hey Allah'ın kulu
sen çok görsen de şu canı, yok saysan da
Yaradandan ötürü yar olmuşum hayata
Yaralarıma yara olsan da, can olsun canım canına.
Yanarken buz keser mi insan, bu nasıl bir iştir bulamadım
tanımadan sevi nedir dersin işitirim, Allah'ı gördün de mi sevdin
beklentim yok bir tek tanımak istedim, ruhundan (g)özlerini
şu mübarek gecede tek dileğim, Allah'ım sevdiğine kavuştursun seni...
Nihal - Özlem- Küçükdönmez
14.08.2012 Salı
22.30
12 Ağustos 2012 Pazar
(b)Elli
Suskunluğundan belli hiçbir an kavuşmayacak
ruhumdan akan dilsiz şarkılarım sana
çığlıklar atsam da boşuna, anlamayacaksın
anlatamayacağım hiç bir zaman içimdeki fırtınayı
kasırgalar kopsa, deprem olsa, yer yarılsa nafile
araf'ta kaldık hadi çıkalım diye haykırsam da boşuna
şu gök-kubbe altında başımıza taş yağsa sıradan
ne kadar gel cehennemleri yıkalım desem de (b)Elli
Yarim, görmezden gelsen de şu yüreği bak sanadır
bunca emek, bunca yakarış yürekten gelen
bu da sana armağanım olsun, ellinci hüzünlü şiir benden...
Nihâl- Özlem- Küçükdönmez
12.08.2012 - Pazar
21.30
Hak Kapısı
biraz benliği, biraz yüreği, çokça ruhumu anlatan
sana olan sevgimi, seni bilmeden hislerimi yansıtan
benliğin acıyla kıvranırken çaresizliğe sürgün oluşumu,
yüreğinin her yanışında kalbimin sıkışmasını,
ruhumdan ruhunu okuyuşumu...
Bilemezsin bu nasıl bir aşk-ı kıyam'ettir
liğme liğme olur her yerin, kavrulursun
seni düşünmek karanlık bir kuyuda ışık aramak gibidir
hani bir çöle düşmüşsün de sürekli suya varacak gibi
tuhaf bir arayış, bekleyiş içinde debelenir durursun
oysa geceler şahittir bir başınalığa ve senin vurdum duymazlığın...
Hiç bitmeyen bir şiir yazmak istiyorum sana
nasıl anlatılır bilmiyorum ki iç'im'in halleri
Hak'tan gelen (s)özcüklerin kifayetsiz kaderi
O yaz dediği An'da elim düşer mürekkebe
boğulur kalırım bir divit ucundaki kelimelerde
Yarim yeter ki anla, senden öte bu (y)anış...
(S)özüm birdir, ne gelir elden kaderine razı benliğim
tek dileğim bir gün (g)özünü seyreylemek,
vardır elbet Tanrı'mın bir bildiği, sana bu sözlerle seslenerek
yalvarırım yıkma kendini, kilitler vurma ruhuna, dayanmaz yürek
sen ki ruhu güzel melek, kan-a-maktan vazgeç artık şeytanlara
kanatma bu canı da, Allah bir kapı açacaktır ruhumuza!...
Nihâl - Özlem- Küçükdönmez
12.08.2012 - Pazar
19.30
11 Ağustos 2012 Cumartesi
Ahenk
Po/po
öyle ki okumaya bile gerek görmüyorlar
‘adamın po/posunu kaldıracaksın’ diyorlar,
oysa bilmiyorlar ;
‘pop’onu kaldırsam da bana gelsen
daha ne isterim Allahtan!...
Nihâl -Özlem- Küçükdönmez
11.08.2012 – Cumartesi
02.10 / 19.25
Okyanus
gel, limanıma demirle
birlikte çözelim ilmikleri
birlikte vuralım kıyılara
gelgitleri aşalım birlikte
izin ver yarim,
birlikte kıralım zincirleri
yelken açalım birlikte
coğrafyalarımızın bilinmez keşfine...
Hırçın dalgalara yenik düşmesin ruhun
Usulca sarıl ruhuma, üşümeyiz bir arada
bir kez sadece bir kez baksan kalpten bana
yaralarımıza merhem olacak tuzlu sular
(g)özünü esirgeme benden sevdiğim
dalgalar boyu seviler büyüttüm
öyle derin, öyle serin, naif,iç'ten' ki
bir dalsan iç'in'e seni saracak
okyanus derinliğinde sevgim...
Nihâl -Özlem- Küçükdönmez
11.08.2012 - Cumartesi
18.00
yontma taş devri
sana dair ne yazdıysam sen beğendikçe
kalbim yerinden çıkıyor, alıp yeniden takıyorum geri
canımı yakan, sen onları kendi sevdiğine adarken
benim hepsini sana yontmam taş devri misali
bu böyle olmayacak ey güzel sevgili,
esirgeme benden (b)akışını,
bir kez göreyim (g)özünü sonrası Allah Kerim!
11.08.2012 - Cumartesi
12.20
8 Ağustos 2012 Çarşamba
Kilit
düşlerim vardı eskiden, kurudum
(K)alp dağını bilmez misin
nasıl soğuk, uzak, yitik
yarim anlasana halim pek bitik...
Düştüm, görmez, duymazsın,
hiç mi hali mi sormazsın
be hey vicdansız diycem, vicdanım sızlar
bilirim vicdanlısın, ah benim canım cananım
yakıp kül eyledin, vazgeç kavrulmaktan yanıp...
Acılarımın üstüne acı vurmasan yar,
kilitlerini yüreğinde kırasım var!
korkarım yazmakla kalmayacağım
geçip karşına avaz avaz haykıracağım
ya al şu kızı artık ya da bana var!!!
Nihâl -Özlem- Küçükdönmez
08.08.2012 - Çarşamba
17.00
Yaş-lı Çocuk
Burcu ALP ÖZTÜRK'e
Yaşlı bir çocuğum ben
büyüyemedim
hayata karşı
zaman neyi değiştirir ki kardeş
yüreğimin gizinde bulursun
ancak beni
elbet istersen…
Herkese açılmaz dehliz denizlerim
öyle bir coğrafya ki
sabır ister keşfi.
bazen çıkmaz bir labirentte
bulursun kendini
dolanır dolanır aynı noktaya gelirsin
oysa geçtiğin yollarda
bembeyaz kırçiçekleri serilir ayaklarına
görebilirsen tabi…
bakmakla görmek arasındaki fark bu
bakmakta değil
keramet
görebilmekte dehlizi.
Paramparça yüreğimdeki
küçücük
umut ışığı
sımsıcak sarmalar hayatı sevice
dost ki boşa sarf edilecek
sözcük değil
paylaşılmadan yaşamlar
çabalamadan, ırak çorak çöller
aşılmaz
sınırsız okyanusa varılmaz
istersen,
görürsen, yaşarsan
tarihi kalıntılarımdaki çorak coğrafyalarımın
ardındaki sınırsız maviliğe ulaşırsın…
Sonrası bize kalmış!
Asıl
“biz” olabilmekte hayat
paylaşabilmekte solukları güvence
bir
kadeh beyaz şarabın sunduğu keyifte
hüzünlü bir anı’nın bulduğu omuzda
varabilmektir keşf-i diyara…
Kurulan her tümce
yapıtaşlarımızın temelidir.
düşünülerek
oluşturulmalı simetri
milimetrik ölçümlerle kurulu piramitlerin
kimyasını bilemem ama
edebi eserlere ilham kaynağı olmuş
bir
muammadır hala
gizemli bir coğrafya
keşfedildikçe yeni
keşiflere gebe…
yaşlı bir çocuğum ben
büyüyemedim hayata karşı
oysa iç denizlerim öyle kocaman ki
inebilirsen derinlerine
yağmurların ardındaki toprak kokusu
yayılır bedenine
küçücük bir papatya tohumu filizlenir
soluğunla
yetiştirirsin
ve zamanla hayata karşı da büyümüş (?)
yaşı olmayan
yüreğime ekersin…
Sonrası sana kalmış!
Nihal Küçükdönmez
30.09.2005 / Cuma